Konuk Defteri
| TARİHİ | 04.02.2012 /02:31 | |
| ADI | M.Latif özalp | |
| ŞEHİR | Ankaea | |
| MESLEĞİ | Emekli.TRT.Denetçi | |
| Latif-ozalp@hotmail.com | ||
| BAŞLIK | Günceleme | |
| Sayın Sadık Özen zaman zaman sitenize girip neler var diye bakıyorum ancak hiç yeni bir şey göremiyorum.ara sıra güncelleme yapsanız.ve de yeni bilgiler edinip siteyi zenginleştirmeniz yararlı olmaz mı?sevgiler. YANIT: Değerli Hemşerim M. Latif Özalp, eleştirinizde haklısınız. Ancak birçok işim arasında ancak bu kadarını başarabiliyorum. Çünkü hiç yardımcım yok. Daha önce size bunu duyurduğumu ve katkılarınızı beklediğimi yazmış olduğumu anımsıyorum. Bu sektörde yaşanan olumsuzlukları yakından bileceğinizi umuyorum. Ne yazık ki, gereken ücreti ödediğim halde istediğim sonucu elde edemiyorum. İşte şu anda yine böyle bir durumla karşı karşıyayım. Revizyon yaptırmak istedim ama yeni bir sükutu hayale uğradım. İlginiz için teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Katkılarınızı ve yardımlarınızı bekliyorum.Sevgi ve dostlukla kalın. Dr. Sadık Özen | ||
| TARİHİ | 30.01.2012 /12:58 | |
| ADI | Yakup Gürdal Yumuşak | |
| ŞEHİR | YALOVA | |
| MESLEĞİ | SMMM-EMEKLİ | |
| ygymsk@gmail.com | ||
| BAŞLIK | ||
| Edebiyat ve hekimlik,bu ikisini birleştirebilen ender kişilerden birisiniz hocam. Elinize sağlık güzel bir site olmuş. Selamlar,saygılar sunarım. YANIT: Sayın Yakup Gürdal Yumuşak, değerli görüşlerinize teşekkürlerimi sunuyorum. Sitemin daha güzel olması için çalışıyorum, ama ne yazık ki bunu başaramıyorum. Çünkü diğer çalışmalarımın yoğunluğu nedeniyle yeterince zaman ayıramıyorum. En derin sevgi ve saygılarımla... Dr. Sadık Özen | ||
| TARİHİ | 23.11.2011 /05:27 | |
| ADI | Hilmi Keyhıdır | |
| ŞEHİR | Darende | |
| MESLEĞİ | emekli | |
| keyhıdır 44@hotmail.com | ||
| BAŞLIK | Sizde olsaydınız aramızda | |
| Sayın ağbeyim bir haftadan beri çok sayıdaki Darendeli hemşeriler ile birlikte Nevşehir Kozaklı”da termal kaplıcasında idik şifa aradık,Sohbet ettik,geçmişleri gündeme alıp özellikle sizin yazılarınızda bahsettiğiniz geçmiş değerleri gündemimize aldık. Hacı Ali Hıra dağı yine ON İKİNCİ GELENEKSEL KAHVALTI İÇİN KOLLARI ŞİMDİDEN SIVADI, davetler iletilmeye başlandı kaplıcada bulunan tüm hemşerilere açık davet verdi ve benim yine organizatör müdürü olduğumu söyledi, sevdiğiniz tüm dostlarınız orda idi,Vehbi Güzel Bey,hacı Ali Hıradagı,Ali Buyuran,Yusuf Doğru,Durmş Yüksel,İsmail Hakkı ortakaya,Erol Kavlak Abacılar ailesi,Emekli Albay Mehmet Çolakoğlu,Ahmet Cebeci-Musa ve Lutfü güzel,Sadık Dogru,Yaşar kısacık,Hasan Tatlıcı,Hafız Niyazi Yuvalı hocaefendi ,İsmet siverekli ,Ali çam ve daha hatırlayamadığım isimler hep orda idi,gerçekten dışarda hemşeri beraberliği bir başka oluyor,zaten başka ortamda da bir arada olma imkanı bulamıyoruz ne hikmet ise, Sizin aramızda olmanızı çok istedim, İnşallah şubat ayı sonunda Adana”da buluşmak dileğiyle diyorum YANIT: Sevgili Kardeşim, uzunca bir süredir sizi ihmal ettim. Çünkü şu sıralar büyük bir iş yoğunluğu içindeyim. Adana^da bir araya geleceğimiz günü iple çekiyorum. Bu arada ”Darende Notları IV ”ü yazmak istiyorum. Bu yazım Rahmetli Ağabeyim Dr. Abdullak Ertem ile ilgili olacak. En derin sevgi ve saygılarımla... Dr. Sadık Özen | ||
| TARİHİ | 23.11.2011 /05:10 | |
| ADI | Hilmi Keyhıdır | |
| ŞEHİR | Darende | |
| MESLEĞİ | emekli | |
| keyhidir44 | ||
| BAŞLIK | Şeyh yurdakul denince iş biter | |
| Konuklarımız ne yazmış göz atayım deyince ,sagolsun nezaketen şeyh abinin oğlu size selam iletmiş ve sonundada Hani Ya diye verdiği hizmetten dem vurup size hatırlatmaya çalışmış. ” Be Kardeşim Şeyh Yurdakul Ağbeyi Tanımayan Darende”li olurmu ? hele ve heleki Dr.Sadık ağbeyim ki darendeye geldiğinde ilk ziyaretinde bulunduğu kişilerden birisi idi Şeyh abi, Ama ogulada hak vermekte lazım aradaki sevği bağını bilmeden babasını tanıtmak için yazmıştır. Bende şeyh abinin oğlu ile sadık ağbeyime burdan selamlarımı ileteyim bir vesile ile. | ||
| TARİHİ | 17.11.2011 /01:40 | |
| ADI | ismail yurdakul | |
| ŞEHİR | ankara | |
| MESLEĞİ | AVM Müdür | |
| ismmakina@hotmail.com | ||
| BAŞLIK | Selam | |
| Sadık bey, babamın (şeyh yurdakul) selamı var.Siz Darendeye geldiğinizde düğüne yemek yapmıya gitmiş. YANIT: Maalesef çok geç kalan bir yanıt oldu. Darende”ye gittiğimde ilk arayıp soruğum baban olmuştur. Bir köy düğününe yemek yapmaya gittiğini öğrenmiştim. Belki seneye yine nasip olur. Sevgilerimle. Dr. Sadık Özen | ||
| TARİHİ | 08.11.2011 /04:38 | |
| ADI | Darende Fikir Platformu | |
| ŞEHİR | İstanbul | |
| MESLEĞİ | ||
| BAŞLIK | Bayram Tebriği | |
| Sayın Hocam Bayramın sağlık, mutluluk ve çok ihtiyacımız olan barış getirmesi dileğiyle, bayramınızı kutlar ellerinizden öperiz. Darende Fikir Platformu Editörü | ||
| TARİHİ | 06.11.2011 /04:48 | |
| ADI | DR. SADIK ÖZEN | |
| ŞEHİR | Anyalya | |
| MESLEĞİ | DOKTOR | |
| sadikozen07@hotmail.com | ||
| BAŞLIK | BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN | |
| BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN Dr. Sadık Özen Hiçbir ayırım yapmadan bütün vatandaşlarımın, dost ve arkadaşlarımın, akrabalarımın ve hemşerilerimin Mübarek Kurban Bayramlarını yürekten kutluyorum. Arka arkaya yaşadığımız felaketlerden sonra bu bayramı; mutlulukla değil, ”Biraz buruk olarak” da değil, ne yazık ki büyük bir acı içinde kutlamaktayız. Zira bayramlarımız, ister ”Dini” isterse ”Milli” olsunlar ulusal varlığımızın önemli birer parçasıdırlar. Bugün içinde bulunduğumuz durum karşısında, belki de ”Kutlama” sözcüğünü tam olarak yerinde kullanmıyoruz. Ama önemli olan ulus olarak aynı anda aynı şeyleri hisesebilmemizdir. Daha doğrusu bir paylaşım. Acıların, üzüntülerin, uğranılan hüsranların umutların, beklentilerin, ortak değerlerin ve sevgilerin paylaşımı. Eğer bugün bunu yapabilirsek, bugün olmasa bile gelecek için, güzel günlerin yaşanmasına ve paylaşımına zemin hazırlamış olabiliriz. Dolayısıyla, bu günlerde en çok yapmamız gereken şey; birtakım kuru laflar konuşmak yerine, iyi niyetli, içtenlikli, kişisel ve siyasal çıkarlardan uzak, ülkemiz ve insanlarımız yararına doğru olanları düşünmek, eleştirmek, tartışmak ve böylece doğruları bulmak ve ulusca paylaşmak olmalıdır. Bu bayram gününde yaşadığım acıları sırasıyla dile getirmek istiyorum. Bütün içtenliğimle söylüyorum; bunu yaparken hiçbir siyasi amaç taşımıyorum. Sadece insani duygularımın ve vatanseverlik görevimin gereklerini yerine getirmeye çalışıyorum. İlk olarak; aralarında Değerli Komutanlarımız, Değerli Gazeteci ve Yazarlarımız, Değerli Bilim Adamlarımızın da bulunduğu Ergenekon ve Balyoz davalarından tutuklu olarak hapishane köşelerinde ve hatta tek kişilik hücrelerde çürümekte olan, çok değerli ve üstün nitelikli insanların durumlarını ele alarak başlıyorum. Kendimi, ilkelerinden asla ödün vermeyen bu kişilerin ve ailelerinin yerine koyduğumda içim acı ile doluyor. Ama kendimi , isimleri tarihimize büyük harflerle yazılacak bu ilkeli, onurlu ve dik duruşlu insanların ilkeleri içinde görerek bir nebze olsun içimi ferahlayabiliyorum. Sonra vatan şehitlerimizin cenaze törenleri geliyor önüme. 27 yıldır canını bu vatan için vermiş onbinlerin üstüne son eklenen onlarca vatan evladımız. Onların aileleri, ana-babaları, eş ve çocuklarının göklere yükselen feryatları duygularımı yakıyor. Bu arada hiçbir sonucu olmayan hamasi nutuklar kulaklarımı tırmalıyor ve umutlarımı karartıyor. Bu ulusun bekasını sağlayan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının, inandırıcı bulmadığım gerekçelerle yasaklandığını düşünüyorum. İlk duyduğumda irkildiğim ve son derecede üzüldüğüm bu durumun, resmen yasaklansa bile cumhuriyete bağlı olanlar tarafından içtenlikle ve görkemli bir şekilde kutlanmış olduğunu görerek teselli buluyorum. Sonra Van Depremi”nde hayatlarını kaybeden, evleri yıkılan, tarifsiz acılar içinde kalan kardeşlerimiz ve bu elim olayın, ulusal birliğimizin oluşmasına olan büyük katkısı şu anda bana büyük üzüntü veriyor olsa bile geleceğimiz açısından beni umutlandırıyor. Yaşananları, yapılanları, sağlanan katkıları gördükçe, Türk Milleti ya da Ulusu işte budur diyorum. Benim Millet tarifimin içinde hiçbir etnik köken ve inanç ayırımı yer almıyor ve ”Ulus Devlet” olmanın tarifi ve anlamı önem taşıyor. Bu gibi durumlar karşısında yapmamız gereken en önemli şey; nitelikleri ve nedenleri ne olursa olsun, kendimizi istenmeyen bu olaylara maruz kalanların yerine koyabilmemizdir. Ülkemizde gittikçe artan huzursuzluğun son bulabilmesi ve huzurun tesisi için resmi ağızlardan yapılan söylemler hiçbir zaman yeterli olamıyor. Çünkü somut olmayan söylelemler kuru laflardan ibaret kalamıyor. Olumlu sonuçların elde edilebilmesi için, ilk adımın ülkeyi yönetenlerce atılması, verilen sözlerin arkasında durulması ve yapılan konuşmalarda samimi olunması gerekiyor. Bu yapılmadıkça, halkımızda huzursuzluk yaratan hususlar bir kör döngü olmaya devam edecektir. Sayın yetkililer, bütün bu olumsuzluklara maruz kalanlar sizler veya yakınlarınız olsaydı, ne düşünürdünüz, ne yapardınız ve hangi önlemleri alırdınız ? Önce bu soruların yanıtlarını vermelisiniz.. Ama siyaseten değil, gerçekçi olarak. Bu bayram sabahında; geleceğimiz için bana umut veren, mutluluk kazandıran, son derecede duygulandıran, çok önemli saydığım görüntü ve söylemleri burada paylaşmak istiyorum. Oğlu terör kurbanı olan içi acılı bir baba; evladının mezar toprağı üstüne Türk Bayrağı”nı dikiyor ve bir taraftan da ”Tek Millet, Tek Bayrak, Başka Türkiye yok, Vatan Bölünmez” diye haykırıyordu. Bence bugün yapılan en güzel hareket, en güzel konuşma ve bütün dünyaya verilen en güzel mesaj budur. Bu babanın kara topraklara verdiği gencin ne kadar yakışıklı, ne kadar güzel yüzlü olduğunu görünce içim burkuldu. Başın sağolsun sevgili kardeşim. Allah bir daha sana, ailene ve vatanımıza böyle acılar vermesin. Benim yıllardır anlatmaya çalıştığı şeyleri sen bir anda, kısaca, ne güzel de özetledin. İnan ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor. Vatandaşlık bilincinde olan herkesin içini yakıyor. Büyük acını paylaşıyor, önünde saygı ile eğiliyorum. Bu görüş ve duygularımın ışığı altında bütüm vatandaşlarımın Kurban Bayramlarını kutluyorum. Sevgi ve saygılarımla... 06 Kasım 2011 www.sadikozen.com | ||
| TARİHİ | 03.11.2011 /10:45 | |
| ADI | DR. SADIK ÖZEN | |
| ŞEHİR | ||
| MESLEĞİ | DOKTOR | |
| BAŞLIK | MİNAREYE KILIF ARAMAK | |
| MİNAREYE KILIF ARAMAK Dr. Sadık Özen ”Minareye kılıf aramak” Türk Halkı”nın çok yakından bildiği bir deyimdir. Bunu en iyi bilenlerden biri de kültür hayatımızı temsil eden Sayın Kültür Bakanı olmalıdır. Sayın Bakanın bulunduğu konumu, üstlendiği misyon ve yüklendiği görevlerin, onu zaman zaman bu deyime uyan davranışlarda bulunmaya mecbur bıraktığı görülüyor. Sayın Bakan, bunun en son örneğini, Cumhuriyet Bayramı kutlanmasının yasaklanmasına karşı gösterilen tepkilerle ilgili olarak yaptığı açıklama sırasında verdi. Sayın Bakanın, Sayın Başbakan”ın ”Ucube Heykel” diye adlandırdığı bir sanat eserinin yıktırılmasından, Sayın Cumhurbaşkanı”nın yasakladığı Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına kadar, pek çok konuda; kendisini, yaratılan olumsuzlukları mazur gösterebilmek için kılıf aramakla görevli saydığı anlaşılıyor. Deyimin doğrusu ”Çalınan bir minareye kılıf aramak” tır. Yoksa yerinde duran minareye kılıf aranmaz ki !.. Şu halde kılıf aramak yerine, minareyi çalmamak ya da çaldırmamak gerekmiyor mu? Bu deyimde, aramak yerine ”Uydurmak” fiili de kullanılıyor. Ama farketmez ki. İster aramak, ister uydurmak densin ikisi de aynı kapıya çıkar. Aslında son derecede zor bir iştir bu kılıf uydurma meseleleri. Çünkü uygun kılıfı bulmak o kadar da kolay olmadığı gibi, bu işin vatandaşlara çaktırmadan yapılabilmesi, daha doğrusu yutturulabilmesi, halkın buna inandırılması ve de toplumda kabul görmesinin sağlanması gerekir. En iyisi böyle durumlarla karşı karşıya gelinmemesidir. Örneğin bir sanat eserine ”Ucube” deyip yıktırılmasaydı kılıf aranmasına gerek kalır mıydı?. Aynı şekilde, deprem bahane edilerek, en büyük ulusal bayramımızın kutlanması yasaklanmamış olsaydı, durumun örtbas edilebilmesi için çaba gösterilmesine de gerek duyulmazdı. Konuyla ilgili eleştiriler, Sayın Bakanı son derecede celallendirmiş bulunuyor. Eleştiride bulunanlara karşı çok ağır söylemlerde bulunuyor ve bir zamanlar kendisinin içinde bulunduğu siyasi partiyi adeta topa tutuyor. Oysa bu yasak kararından rahatsız olan Türk Halkı”nın kendisidir. Yani bu iş siyasi olmaktan ziyade millidir. Sayın Bakanın, kendilerini mazur göstermek ve eleştiride bulunanlara karşı halkta tepki uyandırmak amacıyla yaptıkları ”Ellerde kadehlerle kahkahalar atılması” söylemi, amaçlananın tam aksine, halk arasında kendisine karşı olumsuz tepkiler oluşmasına neden oldu. Bu mantık dışı söylem; insanlarımıızın ne kadar zeki olduklarını, leb demeden leblebi denileceğini anlayacak kadar akıllı olduklarını gösterdiği gibi, nasıl bir espri yapma ve ironide bulunma yeteneğine sahip olduklarını da ortaya çıkardı. Birçok radyoda, gün boyu, bu konuyla ilgili çok ilginç söylemler yer aldı ve bu sayede şu acılı ortamda eğlenceli denilecek anlar yaşandı. Kültür Bakanlığı makamında oturan bir kimsenin Cumhuriyet Bayramı kutlaması törenleri ile eğlence mekanlarında yaşananları birbirine karıştırması hayli ilginç olmuştur. Törenlerde devlet büyükleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri”nin her kademesindeki askerlerimiz ve onların kullandıkları araçlarla resmi-geçit yapılır ve onları izleyen halk ellerindeki bayrakları sallayarak ve de alkışlarayak bu günün önemine uygun olarak hislerini ortaya koyarlar. Cumhurbaşkanı tarafından verilen rezepsiyon ise; sivil ve askeri erkan ile yabancı devlet temsilcileriinin katıldığı, diplomasi kurallarına göre yapılan bir etkinliktir. Üstelik törenler yasaklanırlen, davul zurnaların çalındığı ve son derecede eğlendirici müzik yalınlarına izin verilen gösterişli düğünlerin yapıldığı halkın ve bunlara devlet erkanından katılımlar olduğu halkın gözünden kaçmamıştır. Bir zamanlar da, bir 10 Kasım günü, bir sayın vekilin son derecede cafcaflı bir düğünle oğlunu evlendirdiği henüz hafızalşardan silinmemiş bulunuyor. Tesadüfe bakınız ki o günkü ve bu günkü düğünler 10 Kasım”a ve yasaklanmış Cumhuriyet Bayramı kutlama gününe rastlamış bulunuyor. Ve yine tesadüfe bakın ki baş aktörler aynı siyasi partiinin mensupları. Sayın Kültür Bakanı bir zamanlar kendisini CHP”nin başında görmeyi düşlediğim insanlardan biriydi. Ancak onu yakından tanımıyordum. İlk defa 16 Nisan 2006 günü Antalya”da yapılan ”10 Aralık Platformu”nun düzenleyicileri arasında yakından gördüm ve orada yaptığı konuşmayı dinledim. Yaptığı konuşma sırasındaki söylemlerinin birtakım ayrılıkçı fikirler içerdiğini görerek, toplantının sona ermesini beklemeksizin salondan büyük bir hoşnutsuzlukla ayrıldım ve düşüncelerimi ”www.fikirplatformu.net” isimli sitemde, Makaleler/Yazılar - ”www.sadikozen.com”daki makaleler” bölümünde ”10 ARALIK PLATFORMU” başlıklı yazımda açıkladım. O gün için hüsrana uğramıştım. Ancak daha sonra gelişen olaylar beni hiç şaşırtmadı. Zira ”Perşembe”nin gelişi Çarşamba”dan bellidir” diye bir atasözümüzün olduğunu bilenlerdenim. Siyasetin bir oyun ve koltuk kapmanın da bu oyunun bir parçası olduğunu biliyordum. Ama bu işin bu kadar kolay olacağını ve göz göre göre yapılabileceğini sanmazdım. Bugne kadar, bilmediğim en önemli şey; bir koltuk uğruna ilkelerden bu derecede ödünler verilebileceği ve bir insanın, kendi savunduklarının karşısında açıktan yer alabileceğiydi.Sayın Bakan sayesinde bunu da görmüş oldum. Gün boyu radyolardan duyduklarımı, yapılan hakaret ve ironileri düşündükçe, kaybedilenlerin, bir koltuk karşılığında kazanılanlardan çok daha büyük olduğunu görüyorum. Yüce Allah”tan, hiç kimseyi bu durumlara düşürmemesini diliyorum. Demek ki minareye kılıf uydurabilmek pek de kolay bir şey değilmiş. 01 Kasım 2011 / Antalya www.fikirplatformu.net | ||
| TARİHİ | 01.11.2011 /05:59 | |
| ADI | Hilmi Keyhıdır | |
| ŞEHİR | Darende | |
| MESLEĞİ | emekli bankacı | |
| keyhidir44fhotmail.com | ||
| BAŞLIK | Konularınız elbetteki detaylı olacak | |
| Saygıdeğer ağbeyim, gönlünüze ve kaleminize aldıgınız yazılarınız beldemiz ve belde insanımız için bir ilaç ve merhemdir.Elbetteki beyenenler kadar beyenmeyenlerde olacaktır,ama sizin yazılarınız hakkında en ufak bir şikayet olmadığı ğibi takdir ve tebrikler ala bildiğincedir.Bir iki çatlak ses de olsa bir sürü siyah koyun sürüsünde bir beyaz koyun misalidir. Konuk defterinize gelen mesajlar bizler için iftihar vesilesidir,yazılarınızı kısa yazınız diye bir kelam haşaa etmedim uzun olsun ama bölümler içersin diye söyledim siz çok güzel öneride bulunmuşunuz ” sizler bölümlere ayırınız” diye . Bana neyi hatırlattı biliyormusunuz,Merhum Darende kızılay derneği başkanı Hacı Hüseyin Çomoğlu giyimine kuşamına ifadesine .memleket haberlerine ve gıdası ile istirahatıne düşkün bir insandı. Yetmişli yıllara kadar TRT radyosu sabah saat 07 de açılır gece 23de kapanırdı.Rahmetli Hacı hüseyin ağbi sabah 07 de radyosunu açar kapanış saatına kadar gerek haberleri ve gerekse müzüklere kulak verir lazım olanları uhdesine alırdı. Bir gün benim komşu veysi yükselin oğlu rahmetli halidi yanına çağrıyor,” Bay Halit” ” Buyur Hacı hüseyin Ağbi” ” lütfen yanına bir kağıt ve kalem al gel” ”Baş üstüne Hacı Hüseyin Ağbi” kağıdı kalemi alır yanına gider gösterdiği masanın başına oturur ve Hacı Hüseyin ağbi söyler Rahmetli Halit Yüksel yazar .yazdıktan sonra zarfa kor ve iadeli teahhütlü TRT genel Müdürlüğüne gönderir. İçindeki yazı ” Sayın saygıdeğer genel müdürüm Ben Darende Kızılay derneği başkanıyım,TRT nizin radyosunu daim ve müdavim dinleyen kişilerden biriyim,Ne varki hemen hemen her sabah BAĞA İNDİM ÜZÜME ÇUBUK BATTI GÖZÜMÜ türkünüzden artık bizar oldum onu dinlemek istemiyorum lütfen yayından kaldırınız” On beşgün sonra iadeli taahhütlü mektubun cevabı Merhum Hacı hüseyin ağbeyime gelir.zarfı alır doğruca elektrik santralinin önüne gelir mutad yerine oturur ve ” Bay Haaliiit ” diye seslenir ,Hacı hüseyin ağbinin sesini duyan Halit ” Buyur Hacı Hüseyin ağbi” diye yanına gelir, ” Bak Bay Halit TRT den cevabı zarf geldi aç bakayım ve oku bakayım ne demişler” Halit merhum Zarfı açar ve okumaya başlar ” Sayın Haci Hüseyin Çomoğlu Kızılay dernek başkanı Darende. Kurumumuza ve yayınımıza gösterdiğiniz ilği ve övgü için size çok teşekkür ederiz,Sizi üzmek istemeyiz Lütfen BAĞA İNDİM ÜZÜME ÇUBUK BATTI GÖZÜME TÜRKÜSÜ YAYINA GİRDİĞİ ZAMAN RADYONUZU KAPATINIZ BİTTİKTEN SONRA TEKRAR AÇINIZ selamlar” evet bu yazınının metnini duyan ağbeyimiz bu kadar zahmet edip görüş belirtmiyler bari onların dediğini yapalım Bay halit demiş. Bizde inşallah bundan böyle kıymetli yazılarınızı izninizle belirli mesafelerden bölümler halinde yayına koyalım.inşallah zamanınızı almadım tüm aile efradınıza selam ve sayğılarımız devam ediyor, | ||
| TARİHİ | 01.11.2011 /01:45 | |
| ADI | Hilmi Keyhıdır | |
| ŞEHİR | Darende | |
| MESLEĞİ | Emekli | |
| keyhidir44@hotmail.com | ||
| BAŞLIK | parçalara bölelim | |
| Saygıdeğer ağbeyim evvela selam ve saygılarımla sağlıklar diler ellerinizden öperim. Siteyi takip edenlerden biriyim yazılarınızı hemde tatbikatla okuyorum,gözüm yazınızda, gönlüm sizde, nazarım ise anında bahsi geçen mekanlarda ve şahıslarda oluyor,bence bu tatbikattır takdir edersiniz. Sizin yazılarınızı darendeli.net sitesinede istemesenizde alıyor ve yayınlıyoruz çok sayıda takip edenleriniz ve edenlerimiz var. bunada mutlu oluyoruz,ANCAK NE VARKİ YAZILARINIZI BÖLÜMLER HALİNDE yayına korsanız daha mükemmel olur knaaatindeyim,okuyucularımız onu istiyor.yani okuyucular neticeyi ve mesajı kısa mesafede almak istiyorlar,Haddim değil size yol göstermek ,ben okuyucular için istiyorum. örneğin son yazınız üç ayrı bölümde yayınlanır. Ayrıca eğitimci Derindereye burdan teşekkür etmek istiyorum,güzel ifadeleri ile eğitimci olduğunun altına imza atmış. ellerinizden öpüyorum. YANIT: Sevgili Kardeşim, hakkımdaki değerli görüşlerinizden dolayı en derin teşekkürlerimi sunuyorum. Eleştiri veya önerinde haklısın. Ancak ben bir konuyu ele aldığımda onunla ilgili olarak düşündüğüm her şeyi yazmaya çalışıyorum. Böylece yazdıklarım uzuyor. Aslında yazdıklarım makale değil. Deneme yazıları. Bir araya toplandığında bir kitap dahi yazılmış olabilir. Bundan sonra daha kısa bölümler halinde yazmaya gayret edeceğim. Ama siz bunu sitenizde yayınlerken istediğiniz kadar bölüme ayırabilirsiniz. İnsanlar uzun yazıları okumaktan sıkılıyorlar. Bu durum aynı zamanda kitap okumaktan da hoşlanmadıklarını gösterebilir ki bence bu üzücü bir durumdur. Uzun veya kısa memleketimizin sorunlarını anlatmamız ve paylaşmamız gerektiği kanısındayım. Bazen , bunları dile getirmekle hata mı ediyorum ve bir daha yazmamayı düşünüyorum. Sonra yeni bir istekle tekrar başlıyorum. Çünkü oldum olalı Darende”yi çok seviyorum. Bu arada size bir sır vereyim mi? İnan mübalağa etmiyorum, şu anda Darende ile aramdaki en önemli bağlardan birisin. En derin sevgilerimle yanaklarından öpüyorum. Aile efradınıza selam ve saygılar. | ||
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 sonraki